Kara gece çöktü, yurtlar basıldı,
Kılıçlar bilendi, başlar kesildi.
Kanlı bataklığa bir can asıldı,
Kolsuz kanatsızdır yetim balası,
Sızlar yüreğinde derin yarası
Güneş küsüp gitti, ay vermez ışık,
Çamurlar içinde beden yapışık.
Ölüm nefesidir bu dertli eşik,
Ölüm nefesidir bu dertli eşik.
Göklerden süzülen bir ışık gibi,
Ormanın sırrına dolaşık gibi,
Gözleri kehribar bir âşık gibi,
Gök yeleli bozkurt indi o düze,
Can verdi nefesi garip öksüze.
Sırtına yükleyip kaçırdı dağa,
Turfan illerinden gizli bağa,
Mağara içi yurt benzer otağa,
Sütünü içirdi ana şefkati,
Damarda canlandı Türk’ün takati.
On oğul büyüdü, dağlar dar geldi,
Demirler eridi, ateş har geldi,
Düşmana korkudur, dosta yâr geldi,
Aşina soyudur bu şanlı sancak,
Gökkubbe altında parlar o ancak.
Ulusun kurtları Tanrı aşkına!
Dönsün hainlerin aklı şaşkına!
Selam durun şimdi Türk’ün köşküne,
Ergenekon yolu bize açıldı,
Cihana yeniden nizam saçıldı!